Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us
EuroNur Fotoğraf Albümüi EuroNur - Avrupa Nur Cemaati SİZLER CENNETÂSÂ BAHARDA GELECEKSİNİZ! - Blogcu




Mekke ağzıyla, Cebel-i Arefe diliyle Allahu ekber!


Cuma · Kategori: Risale-i Nur




Evet, eğer namazların arkasında,

hususan bayram namazlarında,

bir anda Allahu ekber diyen

yüzer milyon insanların sesleri,

âlem-i gaybda ittihad ettikleri gibi,

âlem-i şehadette dahi birbiriyle ittihad edip içtima etse,

küre-i arz tamamıyla büyük bir insan olup,

azametine nispeten büyük bir sadâ ile söylediği

Allahu ekber'e müsavi geldiğinden,

o muvahhidînin ittihadıyla bir anda Allahu ekber demeleri,

küre-i arzın büyük bir Allahu ekber'i hükmüne geçiyor.

***

Adeta bayram namazlarında

âlem-i İslâmın zikir ve tesbihiyle zemin zelzele-i kübrâya mazhar olup,

aktâr ve etrafıyla Allahu ekber deyip,

kıblesi olan Kâbe-i Mükerremenin samimî kalbiyle niyet edip,

Mekke ağzıyla, Cebel-i Arefe diliyle Allahu ekber diyerek,

o tek kelime, etraf-ı arzdaki umum mü'minlerin

mağara-misal ağızlarındaki havada temessül ediyor.

***

Birtek Allahu ekber kelimesinin aks-i sadâsıyla

hadsiz Allahu ekber vuku bulduğu gibi,

o makbul zikir ve tekbir,

semâvâtı dahi çınlatıp berzah âlemlerine de temevvüç ederek sadâ veriyor.

***

İşte, bu arzı

böyle kendine sâcid ve âbid

ve ibâdına mescid ve mahlûklarına beşik

ve kendine müsebbih ve mükebbir eden Zât-ı Zülcelâle,

yerin zerrâtı adedince hamd ve tesbih ve tekbir edip

ve mevcudatı adedince hamd ediyoruz ki,

bize bu nevi ubudiyeti ders veren

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmına ümmet eylemiş.

On Yedinci Lem'a | 131

***

Mişâil namıyla müsemmâ Mihâil Peygamberin

Kitabının Dördüncü Bâbında şu âyet var:

"Âhirzamanda bir ümmet-i merhume kaim olup,

orada Hakka ibadet etmek üzere mübarek dağı ihtiyar ederler.

Ve her iklimden orada birçok halk toplanıp Rabb-i Vâhide ibadet ederler,

Ona şirk etmezler."


***

İşte şu âyet, zâhir bir surette,

dünyanın en mübarek dağı olan Cebel-i Arafat

ve orada her iklimden gelen hacıların tekbir ve ibadetlerini

ve ümmet-i merhume namıyla şöhret-şiâr olan

ümmet-i Muhammediyeyi tarif ediyor.

19. Mektup | 169

***

hacc-ı şerif,

bilasâle herkes için,

bir mertebe-i külliyede bir ubûdiyettir.

Nasıl ki bir nefer,

bayram gibi bir yevm-i mahsusta,

ferik dairesinde, bir ferik gibi padişahın bayramına gider

ve lûtfuna mazhar olur.

Öyle de, bir hacı, ne kadar âmî de olsa,

kat-ı merâtib etmiş bir velî gibi,

umum aktâr-ı arzın Rabb-i Azîmi ünvânıyla Rabbine müteveccihtir,

bir ubûdiyet-i külliye ile müşerreftir.

***

Elbette, hac miftâhıyla açılan merâtib-i külliye-i Rubûbiyet

ve dürbünüyle
nazarına görünen âfâk-ı azamet-i Ulûhiyet

ve şeâiriyle
kalbine ve hayaline

gittikçe genişlenen devâir-i ubûdiyet ve merâtib-i kibriyâ

ve ufk-u tecelliyâtın verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i Rubûbiyet ile teskin edilebilir

ve onunla o merâtib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvere ilân edilebilir.

Hacdan sonra,

şu mânâ-i ulvî ve küllî, muhtelif derecelerde,

bayram namazında,

yağmur namazında,

husûf küsûf namazında,

cemaatle kılınan namazda bulunur.

On Altıncı Söz | 183

***

Bu makam yazıldığı zaman Kurban Bayramı geldi.

Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber'lerle

nev-i beşerin beşten birisine, üç yüz milyon insanlara

birden Allahu ekber dedirmesi;

koca küre-i arz, büyüklüğü nisbetinde o Allahu ekber kelime-i kudsiyesini

semavattaki seyyarat arkadaşlarına işittiriyor gibi,

yirmi binden ziyade hacıların Arafat'ta ve iydde

beraber birden Allahu ekber demeleri,

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın

bin üç yüz sene evvel âl ve sahabeleriyle söylediği ve emrettiği

Allahu ekber kelâmının

bir nevi aks-i sadâsı olarak,

rububiyet-i İlâhiyenin Rabbü'l-Arz ve Rabbü'l-âlemîn azamet-i ünvanıyla

küllî tecellisine karşı geniş ve küllî bir ubûdiyetle bir mukabeledir

diye tahayyül ve his ve kanaat ettim.

***






 

...Ümidini yitirme...


Perşembe · Kategori: Resimler





" taknetu min rahmetillah"

Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.

Zümer; 53

Yorum (7) Yorum yaz!

Hiç mümkün müdür ki..? (Aksi bile düşünülemez..!)


Cumartesi · Kategori: Risale-i Nur





Ey insan!

Hiç mümkün müdür ki,

sana bu sîmâyı veren ve o sîmâda

böyle bir sikke-i rahmeti ve bir hâtem-i ehadiyeti vaz' eden Zât,

seni başıboş bıraksın;

sana ehemmiyet vermesin,

senin harekâtına dikkat etmesin,

sana müteveccih olan bütün kâinatı abes yapsın,

hilkat şeceresini meyvesi çürük, bozuk, ehemmiyetsiz bir ağaç yapsın,

hem hiçbir cihetle şüphe kabul etmeyen

ve hiçbir vecihle noksaniyeti olmayan,

güneş gibi zâhir olan rahmetini

ve ziyâ gibi görünen hikmetini inkâr ettirsin? Hâşâ!

Sözler | 17

Efendimiz'in a.s.m. sıdk-ı nübüvvetine delail..


Perşembe · Kategori: Nurdan Damlalar



O zatın (a.s.m.) evvel ve ahir bütün ahval ve harekatı


nazar-ı dikkatten geçirilirse,

herbir hareketi, herbir hali harikulade değilse de onun sıdkına delalet eder.

Ezcümle: "Gar" meselesinde, Ebu Bekri's-Sıddık ile beraber

halas ve kurtuluş ümidi tamamıyla kesildiği bir anda

-1-

"Korkma, Allah bizimle beraberdir" diye Ebu Bekri's-Sıddık'a verdiği teselli

ve tavk-ı beşerin fevkinde

  • bir ciddiyetle,
  • bir metanetle,
  • bir şecaatle,
  • havfsız,
  • tereddütsüz gösterdiği vaziyet,

elbette sıdkına ve nokta-i istinâdı olan Halıkına itimad ettiğine

güneş gibi bir bürhandır.

Kezâlik, saadet-i dareyn için tesis ettiği esaslarda isâbet etmiş olduğu

ve izhar ettiği kavaidin, hakikatle muttasıl ve hakkaniyetle yapışık olduğu,

bütün âlemce mazhar-ı kabul ve tasdik olmuş ve olmaktadır.

İhtar: O zatın (a.s.m.) ahval ve harekâtı birer birer, yani tek tek

onun sıdk-ı nübüvvetine öyle bir delil olur ki,

şeytanları bile tasdike mecbur eder.

1- "Üzülme, mahzun olma, Allah bizimle beraberdir" mealindeki
Tevbe Suresi 40. Ayetten iktibas.




İşaratül-İcaz - 161

Yorum (0) Yorum yaz!

1. Söz slayt


Çarşamba ·

                                                 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::
free counters